Son Konu Biriktiricisi: Belka ve Central Park’ta Dave Matthews Band Konseri

Para biriktiremem. İnsan biriktirmek lafından tiksinirim. “Güzel Hayat İsteyen Güzel İnsan Biriktirir” sözü bir tek Cemal Süreya’da iyi duruyor dostlarım, replikalarının çoğu çok çirkin. Yapmayın, çoğumuz o kadar güzel değiliz bile.

Bir de “insanların hayatına dokunmak” var. Herkes herkesin hayatına bir dokunuyor. Benimkine allaaasen dokunmayın. Ne kadar önemsiyorsunuz kendinizi yau, niye dokunuyorsunuz elalemin hayatına. Bu dayanaksız özgüvenler yakacak sizi, ah yakacak, bundan Sezen Aksu bir şarkı yapacak sonra Ebru Gündeş onu coverlayacak. Sonra ben onu burda yerden yere vurucam.

Biriktirme mevzusu benim blog için hayvan gibi konu biriktirip, hala bunları toparlamamış olmamdan çıktı. Zihnimin muhtelif köşelerinde, münferit konular var, içinde çocukluk sanrılarından tutayım da “yaşandı bitti saygısızca“dan çıkayım, ne bileyim 90’lı yıllar bi sürü bir şeyler var. Ama “kanasın dünyam yansın oldu olacak” türünden bir isyandayım yazamıyorum. Bu arada zaten işti, tatildi, jetlagdi, jetlag sonrası kapitalizmin kollarıydı derken beyni yaktık.

Hayatımdaki en mükemmel detay 3 geceliğine evime misafirliğe gelen, beyaz küçük kız kedi “Belka”. Kendisi bir royal baby. Ama dün gece saat 2’de kendi kendini arka odaya kitlediği için o saatte çilingir çağırmama sebep oldu. Neyse suçu çocuğa atmadan, kendisini misafir ettiğim kapının kolu bozuldu diyebilirim.  Benim tüm paniğim, gece yarısı evime gelen nöbetçi çilingir ve tüm o saçmalıklara rağmen; kapı açıldığında kendisi umarsızca oyun oynuyordu. Ah Belkacım, bana emanet edildiğin ilk geceden ve ben gergedan gücünde jetlag yaşarken bu pek olmadı ama sanırım seni geri veremeyecek kadar çok aşık oldum sana. Varlığın şu an için olağanüstü gelmiyor ama yokluğun müthiş olucak gibi hissediyorum. Böyle hissettiren az canlı var.

Belka the Royal Baby
Belka the Royal Baby

Tüm bu zevzekliklere girmeden ve bu blog’u bir günceye çevirmeden sadece üç satır yazı yazacaktım. “Dancing Nancies“. Dave Matthews Band‘in bence bu dünyaya şahane bir kıyağı bu şarkı. Central Park’ta bir konser olsa mesela ben de gitsem en önde dinlesem, sanki Manhattan’da yaşıyormuşum gibi çek ama tamam mı? Yok o yalan. Acaba bir ara dada seyahat blogu işine mi girsem? San Francisco’da nasıl homesick olduğumu filan anlatırım. Kıroluk parayla değil ya, ben sıkılıyorum Amerika’dan nolmuş. Sadece kamerayı selfie moduna alıp, bir Rafet El Roman klibi çekmediğime yanıyorum. Neyse bilemiyorum, ben seyahatlerde kedilerimi özlüyorum.

Dönelim “Dancing Nancies”‘e. Neden bilmem bu şarkı bana “Sliding Doors” filmini hatırlatıyor. Başka bir anda başka bir kimse olsak ne olurdu diyedir belki, bilemedim.

Şimdi sanki Central Park’taymışsınızcasına dinleyin, bence Yıldız Parkına filan da gelseler olur.

could i have been a parking lot attendant
could i have been a millionaire in bel air
could i have been lost somewhere in paris
could i have been your little brother
could i have been anyone other than me
could i have been anyone other than me
could i have been anyone other than me
could i have been
anyone

i am who i am who i am who am i
requesting some enlightenment
could i have been anyone other than me?