İzafiyet Dosyası: Kafa Düşürmek Gibi Olmasın Ama 2030 yılı 2000 Yılından Daha Yakın

Hayatı roller coaster tadında yaşadığım; yanisi bir yandan çığlık atıp, bir yandan mutluluktan ağlarken bir yandan da stresten uçuk çıkardığım günlerdi.

Bunca yenilik ve heyecan içimde adeta bisiklet pompasıyla şişirilen bir balon gibiyken, “online check in detaylarınız ektedir” emaili ile balonuma iğne değil çuvaldız battı.

Tüm bunlar olurken, uzun zamandır benim kafamı çok düşüren bir şey sizi de düşürsün istedim. 2030 YILI 2000 YILINDAN DAHA YAKINDI. Aslında bunun rölativiteyle hiç ilgisi yoktu. Ama bazen 3 gün 1 saniye gibi, 3 ay ise bir kaç neolitik çağ uzunluğunda olabilirdi.  O zaman 12 hafta da 3 aydan daha kısa olabilirdi. Olamaz mı? Olabilirdi.

Ben 2000 yılında 14 yaşında olacağım diye hesapladığım günü dün gibi hatırlarken, 2016 yılında 30 olacağım günler gelmişti. Bu arada duyduğuma göre asıl olay 31’deymiş. Bu arada içinizden biri “ama 30 kadının altın çağıdır” dediğinde kulağımda şöyle çınlıyor “OMO OTOZ KODONON OLTON ÇOĞODOR”  Ben altın çağımı altın madeninden kazıdım da geldim. Dolayısıyla beni artık platinium paklar bebeklerim.

Bu arada kimse 30 yaşıma bir ada ülkesinde gireceğimi söylememişti.  Kimse 30 yaşıma girerken Tarantino filmi kıvamında yaşayacağımı da söylememişti. Tek elimle harikiri yaparken boşta kalan elimle hepinizin kulağını kesmek isteyecek kadar vahşet dolu olmak beraber, dişlerimin arasına sıkıştırdığım bir kırmızı gülü de aynı anda armağan etmek isteyecek kadar romantiğim.  Bunu yaparken bir yandan İskender Doğan’dan “Kan ve gül, gül ve diken, sevgin ve sen” adlı şarkıyı söylüyorum. Çünkü İskender Doğan, 70’li yıllarda, filinta gibi vücudu ve boğazlı kazağıyla o siyah beyaz klipte arzı endam ederken, onun kadar içten onun kadar samimi “SEVDİKÇE İTİYOR MUSUN? PEKİ ÖYLE OLSUN” diye ağlayan yoktu.

O zaman kalın sağlıcakla. Beni Londra’nın yağmularında yıkayacakları bir yaz beklerken, size Tarantino’nun Rezervuar Köpekleri tadında bir yaz diliyorum.  Sağa, sola, aşağı, yukarı bakıp mutluluk ararken yalnızlık bulursanız bir kulak kesme sahnesi hepinize iyi gelecektir. Çünkü aslında Like a Virgin bir bakirenin hayatını anlatmaz.

lookin’ for some happiness
but there is so a loneliness to find
turn to the left turn to the right
lookin’ upstairs lookin’ behind
lookin’ back on the track for a little green bag