Birlesik Krallik Kahverengi Takim Elbiseli Bir Adamdir

Hayatimda duydugum en iyi benzetmelerden biri “Ingiltere deyince aklima kahverengi takim elbiseli adamlar geliyor” cumlesiydi. Bu benzetmenin sahibesine selam ve sevgimi gondermekten geri durmam, kendisi sahane bir kadindir. Ama toplam 90 gunluk Londra maceramin, 60 gununu geride birakirken bunu dusunecek hayli vaktim oldu.  Tesbihte kusur olmaz, ben bu benzetmeyi goruyor ve  biraz daha arttiriyorum: “INGILTERE ve DAHI BIRLESIK KRALLIK, ADA OLARAK, OLDUGU GIBI DEV BIR KAHVERENGI TAKIM ELBISELI ADAM ASLINDA”. Hatta ismi de Mufit ve 1945 yilinda Old Hampstead Village vergi dairesinde tahakkuk sefi olarak calisiyor. 1945 yilinin griliginde ama yine isine Northern Line metrosuyla gidip geliyor. Bu da Mufit’in muasir medeniyetlere ait bir birey oldugunun gostergesi.

Ismi neden William, Harry veya George degil de Mufit derseniz, adamda genel olarak bir Mufit huznu var. M ile baslayan isim naifligi var ve Ingilizce’de M ile baslayan ayni naiflikte bir isim bulmam cok zor.

Mufit’in tabii okupasyonu vergiyle, algiyla ugrasmak oldugundan ortam hep gri ile saman kagidi sarisi karisimi bir renkte. Kendiliginden Sephia filtreli bir hikaye yani.  E haliyle surekli yagmur yagmasini yadirgamamak gerek. Mufit’in koskoca bir ulke boyutunda ama kahverengi takim elbiseli bir devlet memuru oldugunu ve 1945’te sabitlendigini dusunursek, neden Ingiltere’de surekli CAY icildigini de anlamakta zorlanmayiz.  Mevsim ve iklim itibariyle cay yetistirmeye elverisli olmasi bilimsel olarak daha mantikli gelebilir ama size soyleyeyim dostlarim, yeterli miktarda devlet dairesi ortaminda bulunursaniz, cekmecelerden ve dolaplardan kendiliginden cay yetistigini gorebilirsiniz. Bana inanmazsaniz bir gununuzu bir adliyenin icra dairesinde gecirin mesela. Orada duvarlardan cay ciktigina sahit olacaksiniz. Yaprak yaprak degil ama ince belli bardakta ve tavsan kani cay cikiyor.

Mufit, 1945 yilindaki standard bir kahverengi takimli vergi memurunun aksine, cayina sut katip oyle iciyordu. Netice itibariyle, Mufit kahverengi takim elbise giyebilir ama koskoca bir ada ulkesi. Birakalim da bir farki olsun. Neyse hava atmak bir yana, Mufit’in katran karasi cayina sut koymayinca, iste adi ustunde katran gibi bir sey icmis olacaginizdan, sut olayin bahanesiydi. Hem ekstradan azicik protein almanin kimseye zarari olmazdi. Plastik sisedeki, private labelli market sutunuz muhtemelen “semi skimmed” olacakti. 1945’te durum nasildi bilmiyorum ama sutlerde hic sut tadi da yoktu bu Mufitte.

Mufit’in tek muhabbeti yarin yagmur yagip yagmayacagini konusmak, hayattaki en buyuk riski sokaga semsiyesiz cikmak, en buyuk eglencesi ac karnina bira icmek, muasir medeniyetler seviyesinde oldugunun gostergesi ise toplum icinde cok yuksek sesli sumkurmekti. Bakmayin Mufit’in RPG-7 tipi Sovyetler Birliği yapımı geri tepmesiz tanksavar gibi sumkurdugune, aslinda ac karnina ictigi birasiyla cilaladigi zihniyle, ucuz publarda cozdugu pub quizlerden edindigi zeka ve kultur sayesinde tum dunyayi somuruyordu.   Sonra iste boyle seni, beni, onu somurerek edindigi ortak zenginlik sayesinde de aksamlari evine TAKE AWAY Tayland yemegi goturuyor, tatillerde Vorjin Adalarina veya Bermuda’ya tatile gidiyordu.

Mufitle yasamaya alisamayanlara her gun Pazardi. Morrissey sarkiya eslik ediyordu.