Bir Yıl 365 Dündür.


Sabah sabah, çok ama çok sevdiğim bir arkadaşımın eskiden yazdıklarını okudum. En son 2007’de yazmış. 2007 ne güzel bir yılmış. 2007 şimdi bakınca 2020’den daha uzak bir yerlerde. Bazen kendimi eskiden olduğumdan daha çocuk hissediyorum, sonra aynaya bakıyorum “yok lan yok” diyorum.

Neyse işte arkadaşım benim için demiş ki taaa 2003 yılında: “her ay “aşık olduuuuum” dedikleri halde, eğri oturup doğru konuştukları anlarda asla gerçek aşkı yaşamadıklarını, ve aşkın kendilerinde kapanmıyacak boşluklar, değişmeyecek değişikler yaratacağını düşünürler. tutarlı ilişkiler onlar için değildir. ilişkide entrika, ihtiras, tutku ararlar. böylece zaten adam akılı bi ilişki yaşayamazlar .ilişkilerine kendi kafalarındaki şüpheleri enjekte eder, karşı tarafı da olumsuz etkilerler. ilişkiyi bilinçlerinde sona erdirir, karşı tarafa haber vermeyi unuturlar yada üşenirler.”

Benden endemik bir tür gibi çoğul bahsetmesinin bazı başka platformsal sebepleri var. Bazen kendimi aşırı önemsediğim zamanlarda endemik bir türmüşüm gibi geliyor bana da. Sonra “meeeh kendimi fazla gözümde büyütmüşüm” diyorum. Bir dünya dolusu canlıda bir karşılığım kesin vardır.

2003 yılında yani daha 17 yaşındayken de çok farklı bir nane olmadığım belliymiş. 17 yaşımdan bu güne, her ay aşık olma kapasitem dalgalı kur şeklinde devam etse de, ilişkiye kendi kafamdaki şüpheleri enjekte etmekten vazgeçmişim. Daha beteri olmuşum. Daha 2003’de kafamdaki şüphelere kadar enjekte edebilirken; şimdi gerçekleri enjekte edemiyorum. Yalan tatlıdır genşler.

“adam” ve “akıllı” ilişkiye gelince. Adam da oluyor akıllı da oluyor. Ama ikisi birbirinin içinde çözünmüyor bir türlü.

Neyse evet. 2007 güzelmiş, aymaz ve umarsızmış.

365 dünden oluşan yıllar geçe dursun. Temmuz ayına çok dada bir giriş yaptım. İlk izlediğim film Ters-Yüz; ilk okuduğum kitap Anayurt Oteli, bu aya girişimizden itibaren dinlediğim adam Farid Farjad.Ve böyle bir kokteylde, beynimdeki çekirdek anılar, ara-sıra hortlayıp gelen “Capri-Sun reklam cingılı”,  Zebercet’in ifrazat dolu zihni, Farid Farjad’dan “Tanghtam Deh”. Tüm bunları karıştırınca, en fazla 2 saat içinde kusmanız garanti olan bir karışım elde ediyorsunuz. Fena da olmuyor. Evde belki denersiniz ama işyerinde denemeyin.

“.. Yüzünü buruşturdu. sağdı daha, herşey elindeydi ipi boynundan çıkarabilir, bir süre daha bekleyebilir, kaçabilir, karakola gidebilir, konağı yakabilirdi. Dayanılacak gibi değildi bu özgürlük. ayaklarıyla masayı itip aşağıya yuvarladı; bir boşluğa düşerken durdu. Gözleri, ağzı açık, bacakları gerilerek, çırpınarak sallanırken kollarını kaldırıp başının üstünden ipi tutmaya uğraştı. (Ne oldu? yapmayı unuttuğu birşeyi mi anımsadı birden? ya da yeryüzünde tek gerçek değerin kendisine verilmiş bu olağanüstü yaşam armağanını korumak, herşeye karşın sağ kalmak, direnmek olduğunu mu anladı giderayak? yoksa bilnçsiz canlı etin ölüme kendiliğinden bir tepkisi miydi bu?”