70’ler Dosyası: Soran Gözlerle Kapıda Bekleyen Dargın Anı Nasıl Olur?

Soru cümlesiyle girdiğim bu yazının devamında ağır melankoli, acı, jilet atma, intihara sürükleme, damardan girme gibi şeyler olabilir. Olmayabilir de. Dada dada kafamda dolaşan, ağzıma dilime aylarca yıllarca pelesenk olan bir şarkıdan yola çıkacağım. Menzil neresi bilmiyorum. Saatte kaç kilometre hızla gidebileceğimi de bilmiyorum. Ara ara aşırı savrulduğum için ilerde karşıma çıkan ilk duvara toslayabilirim. Emin değilim.

Şarkılar üzerine düşünüp, bu sözleri kim, nasıl, ne yaşayıp da yazmış diye kafa patlatmak bende çocukluktan gelen bir hastalık. Sözünü sevmediğim şarkıyı dinleyememek, sözlerinde anlam aramak filan. Neyse ki, güzel Türkçemiz ağlaklı,  mecazlı, tecahülü arifli ve bilimum oyunlu söz yazmaya çok münasip olduğundan, benim obsesif kompulsif bozukluğuma çok güzel hizmet ediyor.

“hani soran gözlerle kapında bekleyen dargın anıların gibi”  hayatta en sevdiğim 10 şarkı listesinde en üstlerde yer alan Büklüm Büklüm’ün soru işaretleriyle dolu sözleri. Kalan 9’dan pek emin değilim. Neyse, benim soru işaretleriyle dolu her şeye karşı garip bir bağımlılığım var. Hayatımda yeterince soru işareti olmazsa yoksunluk krizine girip Balıklı Rum’a yatırılıcam sanki.

Büklüm Büklüm, 1979’da ilk kez Tülay Özer tarafından seslendirilmiş bir şarkı. Sözlerini Aysel Gürel ve Sezen Aksu birlikte yazmış. Sözlerini biraz didiklerseniz neresini Sezen Aksu neresini Aysel Gürel yazmış aşırı net bence. En azından ben öyle sallıyorum. Bir Yengeç kadını ile bir Kova kadının büklüm büklüm ezilen acılarının eziliş şekli pek bir farklı.as

Şarkının tek bir tamamlanmış cümleyle biten sözü yok. Bakıyorum bakıyorum, nerden başlayıp nerden bitiyor anlayamıyorum. Yere göğe koyamıyorum. Nasıl bu hale geldi anlamıyorum. Sezen de anlamıyor, Aysel de anlamıyor. Dargın anılar soran gözlerle kapıda bekliyor.

Bir gün kapım çalacak, “kim o?” diycem ve Dargın Anılar gelmiş olacak sanki. Sıra sıra, gözleri nemli, yaşanmamışlıklar ve söylenmemişliklerle dolu, buruk dargın anılar, ordu olmuşlar.

Şarkı ilk başta fena sayılmaz mantık silsilesi ile başlıyor. “Ne söylesen ne beklesen, yaradandan ya da kaderinde ele geçmez istediğin uğruna savaş vermediysen” kısmını, artık kendisini az biraz anladıysam Sezen Aksu hayatta yazmaz. Bizim mantıkla işimiz olmaz. Bu kısmı Deli Aysel yazdı diye tahmin ediyorum.  İkinci bölüme bir göz atarsanız, anlamsız ve nerden çıktığını anlayamadığımız bir karşılıksız aşk peydah oluyor.  Orda Aysel’in parmağı olduğunu düşünmüyorum. Aysel ilk başta, emek vermeden yemek olmaz kıvamında bir giriş yapmışken, Sezen yine çıkıp sevilmeden de sevdiği bir aşka çekiyor bizi. Sevilmeden sevdiği yetmiyormuş gibi, gördüğü gerçeklerin acısını çeke çeke, söyleyemiyor. Bunu yıllarca bize neden yapıyor bilmiyoruz ama gerçek kabak gibi, ayna gibi ortadayken, içine atıyor kadın, acıdan besleniyor. Soru işareti bağımlılığının bir benzeri var onda. #olmasaydınolmazdık Sezencim. Ne diyeyim. Ben de sayende, ünlü bir insanı sanki çok yakından tanıyomuş gibi ismiyle hitap etme tribine girdim.

Nakarata gelince, Aysel ve Sezen kol kola girip kafa göz bir dalıyor ki; söyleyemediğimiz gerçekler, kapıda bekleyen dargın anılar, sevilmeden sevmeler artık işte ne varsa, büklüm büklüm boynumuza dolansa iyi, sanki zaman zaman ölür gibi zul oluyor.

Şarkıyı ilerleyen yıllarda Sezen Aksu’nun kendi sesinden de dinledik ancak ses bozulmuştu. Sonra Yonca Lodi söylemiş, dinlemeye kalktım, yarısında çıktım. Ata Demirer’in girişimi en başarılısı olmuş ama üzgünüm Tülay Özer olmasaydı belki bir şansınız olurdu. Bu arada Tülay Özer, bilmeyenler için Zerrin Özer’in kardeşidir.

Büklüm Büklüm’ün yıllardır benim için kalbimin en ucunu sızlatan bir yeri varken birden kalbimin her santimetrekaresini kaplaması son 1 yıla tekabül ediyor. Acı da olsa söyleyemediğim gerçeklerin, dargın anılara dönüşüp kapıma dayanmasına ise daha kaç yıl var bilemiyoruz.