Yeni Yıl’a 1989’da Sezen Aksu Vokalisti Olarak Giriyorum: Yeşil Kostüm Benim Olacak

2018’e meydan okuyorum. Whitney Houston’un metal elbisesini değil, Sezen’in  “Değer mi Hiç” klibindeki payetli yeşil tulumunu giyeceğim. Siz 2018’e girerken de ben 1989’a gireyim diyorum. Bu hayallerimin de temelleri var yok değil. Ben bir “overthinker“ım neticede. Hepsini tek tek anlatıcam.

Gerçek işimin avukatlık değil de şarkı söylemek olması için iki ayak parmağımı feda ederdim” dedim geçenlerde. Edremit-İstanbul arası bilmemkaçyüzüncü kilometrede, bağıra bağıra şarkı söylüyordum arabada.  Neyse bu iddialı cümlemin arkasındayım. Yalnız parmaklardan iki taneden fazlasını da feda edemem, yazık bana da.

Neden gitmedin şan dersine, konvervatuar sınavına” gibi bir soruya da kolay cevap verdim. Böyle bir farkındalığım yoktu bile. Dünyanın en saksı gibi yetişen ve farkındalığı geç gelişen çocuğu olarak, bir sesim olduğunu ve onunla neler yapabileceğimi bilmem uzun zaman aldı. O arada İstanbul Barosu bana bir sicil numarası vermişti bile.

Kendimce söylediğim şarkıları sadece gerçekten ama gerçekten çok sevdiğim ve güvendiğim insanların yanında söyleyebilmem ise korkunç yengeç güdülerimden sanırım. Sanki çok sevmediğim ve yeterince güvenmediğim birinin yanında şarkı söylesem başıma bir şey gelecek gibi davranmanın alemi nedir bilmiyorum. Şu saçma yengeç çekingenliğim olmasa  ve ortalık yerde şarkı söylesem, bugün keşfedilmiş, Maksim Gazinosu’nda assolist olmuş, paraya para demiyor olabilirdim. Yeterince inanırsam zamanda kaymayı yaratıp Maksim’e ışınlanırdım merak etmeyin. Abartılı otrişli kıyafetlerimle, sahnenin ortasında “zaaalim bilmiyor, sabaaah olmuyor, derdiiim bitmiyor aaaah” diye Ajda’ya selam etseydim fena mı olurdu.  Şu zaman kaymasını başarırsam bir haftasonumu Unkapanı’nda geçiricem söz.

Unkapanı bir yana, zamanın lineerliğine meydan okuyup 80’lerin sonundan ve 90’lı yılların başından bi yerden çıkarsam, orda mesela şu sahnede, Sezen’in arkasında, Aşkın Nur Yengi’yle takılmak en büyük hayalim:

 

sez

tull

Tamam video’dan o anda kestiğim için yukarıdaki görsellerde hayalimi çok net göremiyor olabilirsiniz, ama neticede hayalimin hayal meyal flulugunda olması da yeterince karizmatık bence.  Yukarıdaki klipte, Sezen’in arkasında Aşkın var ve birlikte “Değer mi Hiç” söylüyorlar.  Diğer vokalisti tanıyamıyoruz. Yeterince parlak bir isim olmasa gerek, işte onun yerine ben geçebilirim pekala. Benim hayallerimde, Sezen’in sol veya sağ arkasındaki vokalistlerinden biri işte benim. “Yağmur olup, damla damla” kısmıni söylerken daha yavaş bir tonda ve gerçekten yağmur gibi süzüle süzüle, “yaaaağmur oooolup“, “daaamla daaaamla” diyorum. Bu arada sağ veya sol arkada olmam farketmez çünkü bsağımı solumu zaten bildiğim yok.  O yüzden Aşkın’ın ayağını kaydırıyorum zannedilmesin. Kariyerimi hak ederek kazanmak isterim.   Sonra Sevgili Sezen “aaaaağğğaaaa ağğğaaaahaaaaağ ağğğağağğağağaaaaaa” diye şarkıyı taçlandırırken, biz kızlar arkada sallana sallana “değer mi hiç değer mi hiç” diyoruz işte. Güpgüzel bir hayat.

“Değer mi Hiç” adeta Tarkan’ın “Ölürüm Sana”sı gibi ilk notadan vücudunuza kan pompalayan, aşık değilseniz bile aşık olasınızı getiren bir şarkı.  O yüzden vokal olacaksam ve tek hakkım varsa lütfen “Değer mi Hiç” seçilsin.  Kaldı ki gerçekten aşık olduysanız, ki size söyleyeyim bu insanın çok az başına geliyor, hadi diyelim kendinizce aşık olduğunuzu düşünüyorsunuz, “Değer canım değer elbet değer bir tanem aşk için her şeye” diye avaz avaz şarkı söylemeyeniniz bizden değildir.

Klibe gelince, bu bilgiyi vermekle hata mı ettim bilmiyorum çünkü evimize gelen herkese, “”Sezen”in arkasında söyleyen kim bil bakalım” oyunumuzun spoiler’ını verdim. Yine de düşününce,  en yakınımızdaki yeterince insanı bu sınava tabi tuttuğumuza inanıp, çok sevdiğim yetkili mercilerden özür dilyiorum.

İşte ben böyle 1989’a ışınlanmaya çalışırken, “bir rüya ömür boyu sürer mi sürer mi böyle” kısmı giriyor.  Hoooooooooop bi bakıyoruz 2018 geliyor. Rüya görürken uyandırılmanın kötü olduğunu böylelikle kabul ediyorum. Acımasızca ama bazen de çok sevmekten. O yüzden affediliyoruz.

Her yeni bir yıl gelirken, benim geçmişe gömülme hayallerimden daha mı uzaklaşıyoruz yoksa toplumu oyum oyum oyan Hollywood subliminalleri haklı çıkar ve zaman lineer olmadığını kanıtlar mı emin olamıyorum. Ne kadar uzaklaşsak da ben Sezen Aksu, Onno Tunç’la olan ultra tutkulu aşkını anlatırken horhor çeşmesi gibi gözümün musluklarını açmaktan geri durmayacağım orası kesin.

Konu başlığımıza dönersek, geçen yıl hatırlarsanız 2017’ye girerken hala Whitney Houston’un The Bodyguard filmindeki fütüristik kostümlerinden giymediğimizden dem vurmuştum. Bu yıl tarz değiştirip 89’a doğru kaydım. 3 yaşında olmak yerine 32 yaşında olmayı başarırsam, rahmetlik Whitney’nin metalli kostümü yerine, Sezenciğim’in “Değer mi Hiç” klibindeki yeşil kostümden yaptırıcam kendime.  Hem Sezen’in vokalisti olup hem Sezen kostümü giymeye çalışmamı çelişkili bulduysanız üzgünüm. Sezen’in vokalisti olarak takılma şansına erişsem bile yaptırıcam o tulumdan bu arada gençler. En fazla, Sezen’in vokalisti Mine Güner, Sezen’i taklit ediyormuş filan diye masum dedikodularım çıkar. Razıyım.  80’li yıllar için pek tatlı dedikodular onlar. Ayak parmaklarımı verdim bu uğurda hatırlarsanız, bir payetli tulumu bana çok görmeyin.  Tulumu yılbaşı gecesine yetiştirip, gece 00.00’da doğrudan 80’lere girmeye hazırlanıyorum. Sağlıcakla kalın..