Kamu Spotu: İntihal Nedir?

Herhangi bir şey için “xyz nedir?” dendiğinde, bilinç altım  “Selvi Boylum Al Yazmalım” filminden “Sevgi neydi, sevgi emekti” cümlesine otomatik geçiş yapıyor. İntihal ise bunun tam karşıtı, emek hırsızlığı, birinin bilimsel çalışmasını, makalesini, emeğini olduğu gibi kullanmak, hiç atıfta bulunmamak. O kişinin emek verdiği fikir ürünü üzerindeki tüm manevi haklarını yerle bir etmek, kendine bundan haksız pay çıkarmaktır.

Hırsızlık hırsızlıktır. Birinin sevgilisini çalmak, parasını çalmak, fikrini çalmak, emeğini çalmak, markasını çalmak ay bi de kalbini çalmak. Ahaha yok ya kamu spotu bu dadalık yapmıycam.

Bu konuya girme sebebim kimsenin benim bir fikrimi veya emeğimi filan çalması değil. Henüz o kadar havaya girmedim. Fakat mesleki deformasyon benimkisi. İntihale, fikir hırsızlığına, emek hırsızlığına dayanamıyorum. Bir haftamın en az 5 günü tanımadığım insanların fikir, sanat ve endüstriyel haklarını savunmakla geçiyor. Meslek beni biraz hassaslaştırdı. Bazen Sir Jacob Winston gibi “as to trademark law I can only apologize” diyesim de geliyor. Ama çoğu zaman gelmiyor işte. Parazit yararlanma kötü şey. Bir keresinde sadece benim bir yere yazdığım bir aforizmamın -aforizmam filan var havam batsın- birisi tarafından kendisininmiş gibi blogunda kullanıldığını görmüş ve şok olmuştum insan nası bu kadar umarsız olabilir diye. “Hepimiz yeterince sevilmemiş çocuklardık, neyin derinine iniyoruz ki” diye Freud’a sinirlendiğim bir anda kurduğum cümleydi. Bir başkası kullanmış, hem de hayli garip bir başkası. Çok şaşırmıştım.

Sonra dün şunu keşfettim. Kendini sağa sola ben şöyle akıllıyım, böyle en birinciyim diye tanıtan, son derece fantastik bilgileri blogunda, orda burda paylaşan insanlar, bildiğin sağdan soldan köşe yazılarından okuduklarını “copy paste” yapıp ve hiç atıfta bulunmamakta beis görmüyorlarmış. Sonra bunları kendi düşünce ve bilgileri gibi satıyorlarmış. Abaaaov dedim dünya noolmuş. Böylesi bir hırsızlığı pastadan daha büyük pay alanların yapmasını belki beklerim rekabet daha fazla misal hiç unutmadığım bir davada, ünlü bir deterjan markasını bebek bezlerinde kullanan bir amcamız, iyi oldu onlar ünlü oldukça ben de para kazandım gibi bir açıklama yapmıştı. Davayı kaybetmişti çünkü o bir parazitti. Neyse şimdi ama benim dün kafama taktığım intihalcilerin havası bir tuhaf, kendi halinde bişeyler yazıyorsun, hezeyanlarını aktarıyosun havan kime? Ben her şeyi biliyorum kafaları.

Buna çok takıldım, bu yaşıma gelip de hala en çok saygı duyduğum şeyin fikirler olduğunu fark ettim, vay canına dedim. Kendini satmak dedikleri her anlamda böyle oluyor ve insan her yaşta aydınlanıyor. Koca koca işler, koca koca hukuki görüşler veren tipime bir baktım bir de büyümeyen çocukluğuma. Amma da kekoyum dedim!

Sonra işe geldim, yıllardır neden Fransızca öğrenmeyi ertelediğime hayıflandım, yine erteledim. Bunun konuyla hiç ilgisi yok. Yann Tiersen’e bir selam çaktım, doğum günümüz yaklaşmıştı.

Çalmayın ya işte milletin fikrini, yazısını, makalesini. Ortaya çıkınca aptal gibi gözüküyorsunuz.