İzafiyet Dosyası: Kafa Düşürmek Gibi Olmasın Ama 2030 yılı 2000 Yılından Daha Yakın

Hayatı roller coaster tadında yaşadığım; yanisi bir yandan çığlık atıp, bir yandan mutluluktan ağlarken bir yandan da stresten uçuk çıkardığım günlerdi. Bunca yenilik ve heyecan içimde adeta bisiklet pompasıyla şişirilen bir balon gibiyken, “online check in detaylarınız ektedir” emaili ile balonuma iğne değil çuvaldız battı. Tüm bunlar olurken, uzun zamandır benim kafamı çok düşüren bir şey…

Diyalektik Felsefe Dosyası: Değişmeyen Tek Şey Erol Evgin’in Peruğudur.

Bu blog’a başlamadan önce hepinizin aklına şu şarkı takılsın istiyorum: “Sakın dokunmayın banaaaa, rahat bırakııın, sürüp gitsin bu rüyaaa, uyandırmayınn”. Benim uzunca zamandır aklımda, bunu söylediğimden beri de rahatsız edici bir biçimde kimse dokunmuyor bana. Biraz tadı kaçtı bunun. Her neyse, Erol Evgin dosyasına gelelim. Erol Evgin, 80’lerin sonu ve 90’ların başında çocuk/ergen veyahut garson boy…

Retrodan Anladığım: Tüm Gezegenlerle Kutu Kutu Pense Oynamak

Retro kimisi için bir moda akımı, kimisi için bir müzik akımı, kimisi için yumurtanın akı oladursun; bence hayatta önemli olan akım derken bokum dememektir. Tüm bu retrospektif akımlar içinde, değil bir ileri  iki geri; ben bazen on iki geri gidiyorum.  Hatta bazen yirmi üç gidiyorum geri. On iki ve yirmi üç hep sevdiklerimdendi. Ne bileyim Sayısal…