90’lı Yılların Kendiliğinden Sürdürülebilirliği vs. Bianca’nın Havuzlu Limuzini

Günümüzün en gündemdeki konusu sürdürülebilirlik ve iklim krizi sanırım… How dare me? Yok yok şaka, elbette aylar sonra buraya bir şeyler yazmaya gelip, “artık devir değişti e tabi Mine de değişti” imajıyla kendimi karbon ayak izine gömmeyeceğim. Dün Twitter’da, “90’lı yıllarda ilkokulda uçlu kalem kullanmanın yasak olması sürdürülebilirlik kılıfına uydurulabilirdi ama aslında dümdüz fakirlik” gibi bir…

2020’ye Girerken: Yapay Zeka ve Humanoid Robot Rosie

Ben son blog yazımı yazalı,  dünya güneşin etrafında birden fazla dönmüş. 2020 yılı 2000’den daha yakın diye atıp tutarken baktım ki 2020 gelmiş bile.. Bu durumda insanlığın hiç umru olmasa bile bir kez daha yazmam gerekir diye düşündüm. Ve benim, mesleki kariyerimde yapay zekaya sarmış olmam; teknoloji kullanım kariyerimde 1930 dogumlu bir insana evrilmemle parelel seyretmiş…

90’lı yıllar: Olgunlaşma Enstitüsünde Tasarrufi İşlemler ve Nilüfer’in Son Kaseti

90’lara olan derin sevgim ve aidiyet duygumu, burada defalarca dile getirmişliğim malum. Fakat aslında bunca aidiyetin beni sapladığı batağı düşünürsek, 90’ların derin sevgi kadar derin patalojik bir travması da var üzerimde. Garip bir 10’luk dönem.  Yani mesela, 90’larda çocukluk, aslında olgunlaşma enstitüsünde büyümek gibi.  Ya da bu benim ablamın deyimiyle “hep 55 yaşında gibi” olmamdan…

Yeni Yıl’a 1989’da Sezen Aksu Vokalisti Olarak Giriyorum: Yeşil Kostüm Benim Olacak

2018’e meydan okuyorum. Whitney Houston’un metal elbisesini değil, Sezen’in  “Değer mi Hiç” klibindeki payetli yeşil tulumunu giyeceğim. Siz 2018’e girerken de ben 1989’a gireyim diyorum. Bu hayallerimin de temelleri var yok değil. Ben bir “overthinker“ım neticede. Hepsini tek tek anlatıcam. “Gerçek işimin avukatlık değil de şarkı söylemek olması için iki ayak parmağımı feda ederdim” dedim…

Yaradanın Boş Vaktine Gelmiş Deli Yosma: Erotik Türkçe Pop’u Yaşatma Derneği

90’ların erotik ve sırnaşık Türkçe pop’unu yaşatmak için kendimi feda edeceğim bir blog yazısı ile sahnedeyim. (Burada yazar kendini çok ciddiye alıyor.) Neyse hemen konuya giriyorum. Ki bu konuya girmem 2 günümü aldı.  Post 80’ler ve 90’lı yıllarda Aysel Gürel ve Sezen Aksu’nun elinden tutmasıyla pıtırdayan starların, günümüze ve dimağlarımıza kazandırdığı en iyi müzik türünün…

Adieu Mon Pays: Enrico Macias ile Düet Yapanlar vs. Hala Copy-Paste Yapanlar

Adieu Mon Pays: Sizler için Google sponsorluğunda tercüme ettim zor olmadı, “güle güle ülkem” demek. Niyeyse aslında “goodbye my country” diye tercüme etsem daha çok hoşuma giderdi gibi. Şarkıyı sevgili Enrico Macias söylüyor. Kendisi Cezayir asıllı bir Fransız şarkıcı. Esasında Enrico Macias’ı Türkiye’ye konumlandırmak istesem bir nevi Coşkun Sabah veya Selami Şahin diyebilirim.  Yani Coşkun Sabah’ın…

Yaz Bitmeden Bir Potbori, Potpori veya Potpuri: Music & Lyrics

“Sen Lyrics‘sin”, dendi bana. Ben Music & Lyrics filmindeki “Lyrics“‘tim.  Bu, şarkı sözlerine bağımlı –ya da herhangi bir bağımlılığa bahane arayan– bir yengeç kadını için yapılmış açık ara en iyi 3 tanımdan birine girebilirdi.  Tanımdan öte iltifat bile sayılabilirdi.  Ki sözü geçen kadının 31 yıldan milimetrik bir süre daha fazla yaşadığını düşünürsek, 31,1’de hayatınıza giren…

90’ların Büyük Çekişmesi: Sony Walk-Man ve Sony Olmayan Walk-Man

Sony olmayan kırmızı Walk-Man’imle, Ortaköy sokaklarında, annemin elinden tutarak, “Beni bırakın beni bırakın beni bırakın bu caddelerde, beni bırakın  yıkılan eski meyhanelerde” diye bağıra bağıra şarkı söylediğimde 7 yaşımı bitiyordum. Sene 1993 ve İlkokul 1’den ilkokul 2’ye geçiyor olsam gerek. İşte o yıl, okulların kapandığı gün 23 Haziran’dı, ki bu benim doğum günüm oluyor.  Okulun son…

B yüzünün Son Şarkısı: Yaşanmamış Yıllar

Uzun zamandır buralarda Sezen Aksu anmadık. Ancak son bir kaç gündür tarafımca anıla anıla bir hal oldu, eski albümleri karıştırıldı, Köprü’ler, Sızı’lar, Dört Günlük Şey’ler, Gün Gelir’ler dinlendi.  Niye böyle yaptım manyak mıyım ben? Hayır bipolar veya borderline filan dadeğilim; yengeç burcuyum.  31 yaşında hala hayallerimin aşkı ile birlikte banka soymayı hayal ediyorum.  Neyse şaka bu…

Yeni Başlayanlar için Fransızca: Kezban Paris’te ve Emmenez Moi

Bundan bir kaç yıl önceki (bir kaç mı yıl?) bir blogda, çok eminim ki, hayatım boyunca Fransızca öğrenmek istediğimi yazmıştım.  Bir kaç yıl dediysem 2015 filandır, ki bu bile 2 yıl önceymiş, mideme kıramplar girdi düşününce. Neyse söz konusu blog sanırım Jean Jacques Rousseau hakkındaydı ve ben şu an yine, tıpkı o zaman olduğu gibi…